Haberler


Sembollerden Hakikate Hac 

Şe’âir, semboller demekti. Eğer bir yerde semboller üzerinden konuşuluyorsa, orada o sembollerin işaret ettiği hakikatler

3. Siyer Çalıştayı Yapıldı 

Siyer Vakfımızın “Türkiye’de Siyer Öğretimi Sorunları ve Çözümleri” üst başlığıyla düzenlemiş olduğu Siyer Çalıştayları’nın üçüncüsü


Sizin İçin Seçtiklerimiz

MEDENİYETİN ANASI HİCRET, HİCRETİN ANASI HACER'DİRHİCRET; TESLİMİYET VE TEDBİRHİCRET-TEBLİĞ İLİŞKİSİBİR İHYA VE İNŞA HAREKETİ OLARAK HİCRETBİR GENÇ OLARAK HZ. PEYGAMBERCENNETİN ŞUBESİ EVLER

siyer vakfı hiçretHer medeniyet bir hicret ile doğar; hicret olmadan Medine, Medine olmadan medeniyet olmaz. Yeryüzünün şahit olduğu ilk medeniyet, insanlığın ilk atası Adem ile başlamıştı. Hz. Adem, Havva annemizle cennetlerinden çıkarıldıkları zaman, hicret onlarında kaderi olmuştu ve Adem ile Havva kendi cennetlerinden, bu dünyaya hicret etmişlerdi. İnsanlığın ikinci atası olan Nuh bir hicret ile yeryüzünde yeni bir medeniyetin inşasına başlamıştı. Musa hicret ile İsrailoğullarını Firavun’un zulmünden kurtarmış, Yusuf bir hicret yolcuğu ile kuyulardan saraylara, zindanlardan iktidara ulaşmıştı. Her peygamberin hayatında hicretin yeri vardı. Sözün Sultanı olan Efendimiz bunu; “Hicret etmeyen hiçbir elçi yoktur” ifadesi ile açıklayacaktı.

Hicret söz konusu olunca hidayet önderleri olan peygamberler içerisinden, Hz. İbrahim (a.s.) ile Efendimiz (a.s.) biraz daha fazla öne çıkarlar. Çünkü; İbrahim hicretin babası, Hacer hicretin anası, İsmail ile Muhammed (s.a.v.) ise hicretin meyveleridir. Devamını okuyun...

Hicret; Teslimiyet ve TedbirHicri yılbaşının yıldönümü olan bugünlerde hicretin ruhunu anlama yolundaki gayretimize bu haftaki yazımızda da devam edeceğiz. Geçen yazımızda Hacerî bir teslimiyete değinmiştik; hatırlarsanız bu teslimiyet bünyesinde sa’yı yani çaba ve gayreti, dolayısı ile tedbiri barındırıyordu. Demek ki; medeniyetler doğurmak için yapılan her hicret, içerisinde derin bir teslimiyet ve imkanlar nispetinde bir tedbiri bulundurmak zorundaydı.

Teslimiyet ve tedbir bağlamında Allah Resulü’nün hicretine baktığımız zaman bu iki önemli hususun nasıl akıllara durgunluk verecek boyutta at başı gittiklerine şahit oluruz. İsterseniz fazla ayrıntılara girmeden bu mukaddes göçe hep beraber bir göz atalım:

Devamını okuyun...

Hicret Tebliğ İlişkisiTebliğ, tevhid işçiliği ise, hicret de bu imkânı yakalayabilme eylemi ve hareketidir. Hareket bereket demektir. Hicret, tebliğ bereketinin fiilî dilekçesi olup söylem ile eylemi birleştirmektir.

Tebliğ ve hicret arasında sebep-sonuç bağlantısı açıktır. Birini diğerine sebep, ötekini berikine sonuç yapmak mümkündür.

Tebliğ, hicreti doğurmuş; hicret, tebliği yoğurmuştur. Mekke, Hz. Peygamber’in yürüttüğü tebliğe rıza gösterip tahammül edebilseydi, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’yi terk etmeyecekti. O, bu durumu hicret esnasında Hazvere mevkiinde Mekke’ye dönerek söylediği şu hicran ve özlem dolu sözleriyle dile getirmiştir: “Sen, Allah katında beldelerin en sevimlisisin. Çıkarılmamış olsaydım, senden ayrılmaz, senden başka bir yeri yurt tutmaz, senden başka bir yerde yuva kurmazdım!”[5] Bu beyân-ı peygamberî göstermektedir ki hicret, tebliğin mecburi sonucu olmuştur. Devamını okuyun...