Haberler



Sizin İçin Seçtiklerimiz

MEVLA'NIN KULLARINA BİR İKRAMİYESİ: ÜÇ AYLARÜÇ AYLAR RAHMET MEVSİMİDİRMEVLA'NIN İKRAMİYESİ ÜÇ AYLARDOĞRU İŞİ, DOĞRU ZAMANDA YAPMAKHZ. PEYGAMBERİN (SAS) YAHUDİLERLE MÜCADELESİKARDEŞ OLMAYI SAHABEDEN ÖĞRENMEKNEBEVİ UFUK'TA AİLE KURUMU

MEVLA'NIN KULLARINA BİR İKRAMİYESİ: ÜÇ AYLAR“Allahümmebâriklenâ fî Recebe ve Şa’bân ve belliğnâ Ramadân”

“Allah’ım! Receb ve Şaban aylarını hakkımızda bereketli kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/259)

Sahâbeden Muhammed b. Mesleme’nin (r.a.) naklettiği bir hadiste Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz AllahuTeâla, rahmetini bir rüzgâr gibi estirdiği zamanları vardır. O anlarda rahmet kime denk gelirse, o kimse asla şakî olmaz ve saidlerden olur. Öyleyse bu rahmete ermek için gayretlerinizi arttırın.” (Taberani, Mücemü’l-Vasit, 3/180)

Hadiste beyan buyrulan bu büyük müjdenin hangi zamanlara denk gelebileceğini yine biz, Hz. Peygamberin (S.A.V.) başka hadislerinden öğrenebiliyoruz. Üç aylar denilen rahmet mevsimi bu zaman dilimlerinin en önemlilerinden ve en bilinenlerindendir. Çünkü bu ayların değer ve kıymetine dair, Hz. Peygamber (S.A.V.) hem sözlü hem ameli olarak çok önemli mesajlar vermiştir. Devamını okuyun...

DOĞRU İŞİ, DOĞRU ZAMANDA YAPMAKDüşünce ve eylem dünyamızda yaptığımız en mühim hatalardan biri de, doğru işi doğru zamanlarda yapamamaktır. Ne yazık ki zamanlamada yaptığımız hatalar, çoğu zaman doğru eylemlerimizi gölgede bırakmakta ve bir türlü beklenilen kazanımların ortaya çıkmasını sağlayamamaktadır. Gelin öyleyse bu tarz eksiklerimizi gidermek için, yine sahabenin iklimine doğru bir yelken açalım ve köklerimiz olan o güzide nesilden doğru işi, doğru zamanda yapmanın ne demek olduğunu anlamaya çalışalım.

Size; “Efendimiz (sav) Cuma namazına iştirak etti diye, hepinizin çok yakından tanıdığı büyük sahabî, Peygamber’in şairi ve aşığı olan Abdullah ibn Revaha’ya kızdı?” desem, hemen “Efendimiz (sav) bir farzı, hem de Cuma namazı gibi bir farzı yerine getirdiği için neden Abdullah ibn Revaha’ya kızsın ki?” diye itiraz edebilirsiniz. Ama gerçekten Efendimiz Abdullah’a kızmış; onu, kıldığı Cuma namazından dolayı ciddi bir şekilde eleştirmiştir. Devamını okuyun...

HZ. PEYGAMBERİN (SAS) YAHUDİLERLE MÜCADELESİEfendimiz (sas) Nübüvvetin 13. yılında Yesrib’e hicret ettiğinde, orası 10.000 nüfuslu, o günün şartları içerisinde orta ölçekli bir şehirdi. Bu nüfusun, 4000 kadarı Yahudi, geri kalan 6000’i ise Arab-ı-Âribe diye bilinen has Araplardan oluşuyordu. Bu Araplarda kökenleri Yemen’e dayanan Ezd kabilesinin içerisindeki, beş büyük kabilenin ikisinden müteşekkildiler. Tarihte isimlerini çokça duyduğumuz bu iki kabile Evs ve Hazrec’lilerdi. Aynı babanın iki oğlundan soyları oluşan bu Araplar, ne yazık ki asırlık çekişmeleri ile birbirleriyle savaş halindeydiler. Tarihe Bu’âs Savaşları diye geçen bu kardeş kavgalarından en memnun olanları elbette bölgedeki Yahudilerdi. Çünkü onlar birbirlerine düştükçe, güçleri zayıflıyor, etkinlikleri kırılıyor, bunun neticesinde de Yahudiler bu ortamdan çokça istifade ederek, onlar üzerinde her türlü hâkimiyeti çok daha rahat bir şekilde sağlıyorlardı. Bundan dolayı da bazen Evs ve Hazrec arasında bir ittifak yada bugünün lisanı ile bir ateşkes ilan edilse, Yahudiler ne yapıp edip, bunu bozmaya çalışıyor, onları yine birbirlerine düşürüyorlardı. Bu tablo bize çok tanıdık geldi değil mi? Sanki bugünün dünyasını anlatıyor gibiyiz. Zaten Efendimiz’in (sas) yaşadığı dünyayı tarihe hapsetmeden okumayı becerebilsek, göreceksiniz ki değişen hiçbir şey yok; değişen sadece zaman, mekân ve olayın aktörlerinin isimleridir. Zihniyet aynı zihniyettir ve bu zihniyet aynı olduğu içinde, onlara karşı yürütülecek mücadelenin yöntemi de aynıdır. Devamını okuyun...