Siyer Vakfı

Haberler



Sizin İçin Seçtiklerimiz

HACCA GİTMEK Mİ? HACCI YAŞAMAK MI?ALLAH'IN AHLAKI İLE AHLAKLANRİSALET DAVASININ ANNESİ HZ. HATİCEEHEMMİYET VE FAZİLETİ İLE ZİLHİCCE AYIBABAMIZ HZ. İBRAHİM’İN SÜNNETİ KURBAN VE BUNUN AHLÂKIİNSANLIĞIN KURTULUŞU HAC

Büyük İslam ailesinin fertleri dünyanın dört bir tarafından Hz. İbrahim’in yüzyıllar önceki davetine icabet edip “Lebbeyk” diyerek o kutsal beldelere varmaya başladılar. O bereketli topraklara varmak amacı ile yola çıkan Rahman’ın Misafirlerine “nereye gidiyorsunuz?” diye sorduğunuzda, her yolcudan “Hacca gidiyoruz” diye cevap alacaksınızdır. Ama bu cevap böyle kutsi bir yolculuğun mana ve kıymetini duyurma adına yeterli olmayacaktır. Bunun için bu kutsi yolun yolcularından “hacca gidiyoruz yerine, haccı yaşamaya gidiyoruz” sözünü içini doldurularak ikrar edilmesini ümit etmekteyiz.. Çünkü hacca giden ile haccı yaşayan aynı ruh hali ile evine dönmeyeceği muhakkaktır. Giden ile yaşayan arasında çok önemli farklar vardır. Bu farkı görebilmek için ne ciddi bir araştırmaya ne de özel bir gayrete gerek var; eğer her giden haccı yaşasaydı ve o büyük İslam aşığı İkbal’in deyimi ile dönenler tekke, tesbih, seccade yerine Devamını okuyun...

Efendimiz’in (s.a.v.) muhteşem ahlakı, bugün onu kitaplardan öğrenen bizleri nasıl hayran bırakıyorsa; O’nunla aynı zamanı ve mekanı paylaşan bahtiyarlar topluluğu olan Sahabeyi daha fazla hayran bırakıyordu. İşte o hayranlığın bir neticesi olarak sahabînin biri Hz. Aişe validemize; “Ey Müminlerin annesi! Efendimiz’in ahlakı nasıldı?” diye sormuştu. Aişe validemiz; “Siz hiç Kur’an okumuyor musunuz?” diye soruya, başka bir soru ile karşılık vermiş ve sözünün sonunda da; “Hulukuhu Kur’an; O’nun ahlakı Kur’an idi ” demişti.

Hz. Aişe validemizin bu önemli ifadesini bir çok kez duymuşuzdur ve yine çoğumuz Efendimiz’in muhteşem ahlakının temel kaynağının ilahî kelam olduğunun bilincindedir. Bu bilginin ışığında şöyle bir soru soralım: “Efendimiz’in (s.a.v.) ahlakı Kur’an’dı; ama Kur’an’ın hangi mesajları Allah Resulü’nün” Devamını okuyun...

RİSALET DAVASININ ANNESİ HZ. HATİCEHz. Hatice (ra) Efendimiz’in hanesinin istisnaî hanımlarından, bizlerin de annelerinden biridir. Hz. Hatice demek ve onu sınırlı satırları içerisinde anlamaya çalışmak çok da kolay değildir. O, Hz. Peygamber’den sonra ilk kez varlık âleminin semasına La İlahe illallah, Muhammedün Resulullah kelime-i tayyibesini duyurandır. O, Hz. Peygamber ile birlikte ilk kez, imandan sonra en büyük hakikat olan namaz için dergâh-ı ehadiyete yönelendir. O, Hz. Peygamber’in ilk eşi ve yoldaşı olma şerefine nail olandır. O, Hz. Peygamber ile on beş yıl nübüvvetten önce, on yıl da nübüvvetten sonra olmak üzere tam yirmi beş yıl aynı yastığa baş koyandır. O, Hz. Peygamber’in evine ikisi erkek, dördü kız tam altı tane evlat hediye edendir. O, Ehl-i Beyt neslinin kökü olan Hz. Fatıma’yı doğuran ve Hz. Ali’ye ise annelik edendir. O; tüm varlığını, malını, mülkünü, sermayesini Allah yolunda feda etmekten bir an geri durmayandır. Devamını okuyun...